Miras hukuku, yalnızca mal varlığı ve hakların değil; aynı zamanda müteveffanın (ölen kişinin) borçlarının da mirasçılara geçmesini düzenler. Eğer tereke (miras bırakılan mal varlığı) borca batıksa, yani ölen kişinin borçları alacaklarından ve mal varlığından fazla ise, mirasçılar bu borçlardan kişisel mal varlıklarıyla da sorumlu hâle gelirler. Bu durumun önüne geçmek için kanun koyucu “Mirasın Reddi” (Reddi Miras) kurumunu düzenlemiştir.
Mirasın reddi süreci, belirli usul kurallarına ve kesin sürelere tabidir. Hak kaybı yaşamamak adına izlenmesi gereken adımlar şunlardır:
1. Üç Aylık Hak Düşürücü Süreye Dikkat Edin
Miras, mirasçılar tarafından yasal olarak 3 ay içinde reddedilebilir. Bu süre, yasal mirasçılar için miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren işlemeye başlar. Sürenin uzatılması ancak çok istisnai ve haklı sebeplerin varlığı hâlinde mahkemeden talep edilebilir.
2. Sulh Hukuk Mahkemesine Başvurun
Mirasın reddi beyanı, miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine yazılı veya sözlü beyanla yapılır. Beyanın kayıtsız ve şartsız olması yasal bir zorunluluktur.
3. Tereke İşlemlerinden Kaçının (Zımni Kabul Riski)
3 aylık süre içinde mirasçı, mirası zımnen (üstü kapalı) kabul etmiş sayılacak davranışlardan kaçınmalıdır. Örneğin; tereke mallarını sahiplenmek, ölen kişinin banka hesabından para çekmek veya terekeden bir borcu ödemek, mirası kabul ettiğiniz anlamına gelir ve reddi miras hakkınızı ortadan kaldırabilir.
Mirasın reddedilmesi hâlinde, mirası reddeden yasal mirasçı, miras bırakandan önce ölmüş gibi işleme tabi tutulur ve onun payı kendi altsoyuna veya diğer yasal mirasçılara geçer.